Ayna Komitesi

MTC 106: Bisiklet Ayna Komitesi Çalışmaları

 

Bisiklet, Türkiye dâhil hemen hemen bütün ülkelerin trafik kanunlarında, aynen otomobil, minibüs, motosiklet gibi bir taşıt, yani taşıma aracı olarak tanımlanmıştır. Bir nakil vasıtasının bisiklet olarak adlandırılabilmesi için aranan temel şartlar, aracın en çok üç tekerleği olması, üzerinde bulunan insanın adale gücüyle, pedal veya el ile tekerleği döndürülerek hareket etmesi ve yolcu taşımalarında kullanılmaması şartı aranır.

 

Yani bisiklet kullanımındaki temel amaç, sürücüyü güvenli olarak, bir yerden diğerine taşımaktır. Konu böyle ele alındığında, bisikletlerin sürücünün güvenliğini tehdit etmemesi ve emniyetli olması esastır.

 

Emniyetli bisiklet ne demek, bu konuyu biraz açmak istiyorum.

 

Bisiklet sürerken ortaya çıkabilecek muhtemel sorunları çözme ve yöntemler geliştirme çabasını özellikle bisiklet kültürünün yerleştiği Avrupa ülkeleri, zamanında kendi ihtiyaçlarına göre ele almışlardı. Sonra, ülkemizdeki Türk Standardları Enstitüsü gibi, o ülkelerin her türlü standardını hazırlamakla görevli teşkilatlar, bisikletle ilgili oluşturdukları güvenlik standartlarını yayınlamışlardı. Fakat her ülke, kendine uygun bulduğu standartlar hazırladığı için, o dönemde güvenlik kuralları ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor, karışıklıklar yaratıyordu.

 

Avrupa Topluluğu Ülkeleri sadece bisikletler için değil, her türlü madde ve mamuller ile usul ve hizmet standartları için bu karışıklığa son vermek üzere, şöyle bir yöntem izlediler. 1961’de, AB ülkeleri bir araya gelip kısaca CEN adı verilen Avrupa Standardizasyon Teşkilatını kurdular.

 

Bilindiği üzere, AB ülkeleri ulusal para birimlerini terk edip, nasıl tek ve ortak bir para birimi kullanmaya başladılarsa, benzer şekilde, bu teşkilat koordinasyonunda, tüm ülkeler ulusal standartlarını birleştirilerek, tek ve ortak olacak Avrupa standardına geçiş için çalışmaya başladılar.

 

Avrupa Standardizasyon Teşkilatı, bisikletlerle ilgili ortak Avrupa standardı oluşturma çalışmalarına, 1998’de, 333 numaralı Bisiklet Teknik Komitesini kurarak ilk adımı attı.

 

Yedi senelik çalışma sonucu, 2005 yılında, bisikletlerle ilgili 5 değişik Avrupa standardı yayınlandı, Avrupa’daki bisikletlerle ilgili bütün diğer standartlar da kademe kademe yürürlükten kaldırıldı.

 

Bugün itibarıyla Komitenin yayınlanmış 8 standardı bulunmaktadır. Ayrıca komite, iki yeni standart üzerinde çalışmalarına devam etmektedir.

 

TSE, 1991 yılından beri Avrupa Standardizasyon Teşkilatı (CEN)’nin bağlı üyesidir. Bu yüzden, CEN tarafından yayınlanan standartlar ülkemizde ulusal standart olarak kabul edilir.

 

Bir Avrupa standardı nasıl yürürlüğe girdiğini basitçe incelersek, son ülke görüşünün TSE tarafından ilgili CEN komite sekreterlerine iletilmesinden önce, Ayna komiteler ve İhtisas gruplarının dokümanı incelemesi ve ülke görüşü nü oluşturması adımını görürüz. Ancak sektörle ilgili TSE bünyesinde bir Ayna Komite oluşturulmamışsa, bu adım geçilerek, yani TSE’ye ulaşan taslak standartlar, konunun yerel uzmanları tarafından gözden geçirilmeksizin ve ülke görüşü bildirilmeksizin ulusal standart olarak kabul edilir.

 

Türkiye, geçen seneye kadar, Avrupa Standardizasyon Teşkilatı’nın üyesi olmasına rağmen, bisikletle ilgili ulusal Ayna Komitesi oluşturulmadığı için ülke olarak temsil edilemiyor, görüş bildiremiyordu. Bu durum geçtiğimiz yıl değişti. Avrupa Standardizasyon Teşkilatı’nın katılımcı üyesi TSE nezdinde,26 Mart 2008’de Ulusal Bisiklet Ayna Komitesi kuruldu.

 

Şimdiye kadar dört kez bir araya gelen MTC 106: Bisiklet Ayna Komitesi’nin Bisiklet alanında uzman olan üyeleri, faaliyetlerine etkin biçimde devam etmektedirler.

 

Yapılan çalışmalar arasında Türkçe bisiklet terminolojisinin oluşturulması, CEN tarafından yayınlanmış standartların Türkçeye tercüme edilmesi, standart tasarılarıyla ile ilgili ülke görüşü oluşturması ve verilmesi, CEN/TC 333 komitesinin toplantılarına Türkiye adına katılım, ikili ilişkilerin geliştirilmesi sayılabilir.

 

Ayna Komite çalışmalarının, ülke, kurum ve üye boyutlarındaki değerli getirileri sık sık anlatılmaktadır. Bunun yanında, etkili ve bilinçli çalışmalar yapmak için MTC 106: Bisiklet Ayna Komitesi kuruluşunda ve faaliyetleri sırasında yaşadığımız tecrübelerden bahsetmek yerinde olacaktır.

 

Ayna Komitelerin oluşturulması aşamasında tüm paydaş grupların (özel sektör, kamu, üniversite, sivil toplum örgütleri, tüketici ve diğer ilgili tarafların) temsilinin sağlanması, kuşkusuz yapılan çalışmaların katma değeri yüksek sonuçlar yaratmasını sağlayacaktır.

 

Çalışmalara ivme kazandırabilmek için izlenebilecek bir başka usul de Komite’nin faaliyet alanına giren özel sektör birliklerinden, derneklerinden alınacak destektir. Örnek vermek gerekirse, Bisiklet Ayna Komitesi’nin birçok etkinliği, BİSED (Bisiklet Endüstrisi Derneği) tarafından desteklenmekte, Dernek bütçesinde Komite’nin tasarladığı faaliyet giderleri için pay ayrılmaktadır.

 

Bu tür maddi ve manevi dayanağın varlığı, çalışmalarda istenen verimin elde edilebilmesi için olumlu bir ortam yaratmaktadır. Yaşadığımız örnekte, BİSED ile MTC 106: Bisiklet Ayna Komitesi arasındaki ilişkilere yapılan yatırım, bisiklet özel sektöründe faaliyet gösterenler ile kamu, üniversite, sivil toplum örgütleri, tüketici ve diğer ilgili taraflar arasındaki güvenin hızla oluşmasına ön ayak olmuş ve işbirliği yapmayı kolaylaştırmıştır. Bugün Bisiklet Ayna Komitesi, BİSED için bisiklet güvenliğiyle ilgili sorulacak soruların yanıtlarının alınacağı, danışılacak konuların karşılık bulacağı vazgeçilmez bir adrestir.

 

Konunun tüm paydaşları ilgilendiren bir başka yönü Avrupa Birliği üyeliğine kabul sürecinde önemli sayılabilecek bir adım olan Gümrük Birliğine Türkiye’nin girişindedir. Çünkü Gümrük Birliği anlaşması ile birlikte, sanayi mallarının önemli bir bölümünün üretimi için Avrupa Birliği’nin getirdiği standartların uygulanması Türkiye’yi de kapsar hale gelmiştir.

 

Bu durumun ülkemizde hukuki dayanağına, Bisiklet ürünü temelinde değinmekte fayda var:

 

4703 sayılı, Kanun, “ürün güvenliği” genel prensiplerini düzenleyen çerçeve niteliğindeki bir Kanundur. Bu Kanunun getirdiği yükümlülüğe göre üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır. Burada “Üretici tanımının” içine imal edenler, kendini üretici olarak tanıtanlar, yurt dışı imalatçıların temsilcileri ve ithalatçılar da girmektedir. Ürün güvenliği için temel alınan kıstas, ulusal ve uluslar arası standartlardır.

 

Yazımın başlarında belirttiğim gibi tüm Avrupa bisiklet emniyet standartları, CEN üyelik anlaşması gereği, ülkemizde ulusal standartlar olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla piyasaya arz edilen tüm bisiklet ve parçalarının bu standartların gereklerini karşıladığı ve güvenli olduğu kanun koyucu tarafından varsayılmaktadır.

 

Ürünün güvensizliğe yönelik kesin belirtiler, kazalar, şikâyetler sonucu ürünün güvenli veya güvensiz olduğu, bu standartlara göre tespit edilecektir.

 

Bu nedenle de Türk Standardları Enstitüsü’nün bağlı üyesi olduğu Avrupa Standardizasyon Kuruluşlarının standart hazırlama faaliyetlerine ülkemizdeki ilgili tarafların aktif olarak katılımı, Avrupa Standartlarının hazırlanmasında söz sahibi olunması, tüm standartlara, henüz hazırlanma aşamasında iken konu ile ilgili tüm paydaşların görüşlerinin alınması ve bu görüşlerin standartlara yansıtılması son derece önemlidir. Aksi takdirde, Türkiye şartlarını, ihtiyaçlarını ve gerekliliklerini dikkate almayabilecek bazı Avrupa ülkelerinin uzmanları ve oyları ile katkıda bulunarak hazırladığı Avrupa Standartlarına aynen tabi olma durumu devam edecektir.

 

Bu bağlamda TSE’nin bağlı üyesi olduğu Avrupa Standardizasyon Kuruluşlarına (CEN ve CENELEC) tam üye olması bir an önce sağlanmalıdır. Zira mevcut “Bağlı Üye” statüsünde, Ayna Komiteler aracılığıyla Teknik Komitelere ülke görüşleriyle katkı sağlanabilmekte, ancak standartların oluşumunu sürecinde ulusal “Bağlı Üye” görüşleri iyi niyet çerçevesinde dikkate alınmakta ve “Tam Üye” statüsünde olmadıkça verilen görüşlerin bağlayıcılığı bulunmamaktadır.

 

Yazımın son bölümünde, konunun hassasiyetini vurgulamak maksadıyla, Avrupa Birliği’nin Hızlı Bilgi Değişim Sistemi RAPEX’ten ve örnek oluşturması için, ilişkili olarak Avrupa bisiklet pazarından söz etmek istiyorum.

 

Açılımı Gıda Dışı Ürünlerde Hızlı İkaz Sistemi (Rapid Alert System for Non-Food Products-RAPEX) olan düzen, Avrupa Birliği piyasasındaki riskli ürünleri ikaz etmek için geliştirilmiştir.

 

Herhangi bir AB ülkesinde veya AB adayı ülkede tespit edilen özürlü veya şüpheli ürünlere ilişkin bilgilerin, AB içinde çevrimiçi paylaşıldığı sisteme yakında Türkiye’nin alınması için DTM’de çalışmalar devam etmektedir.

 

Haftalık dönemlerde yayınlanan RAPEX raporlarında, özürlü veya şüpheli ürün tespitinde, örneğin bisikletler için Avrupa Bisiklet Emniyet standartları referans alınmaktadır.

 

Avrupa Birliği ülkelerinde her sene yirmi milyondan fazla bisiklet satılmakta ve bu bisikletlerin hatırı sayılır bir miktarı Türkiye’den AB ülkelerine ihraç edilmektedir. Diğer sektörler de göz önüne alındığında, Avrupa Standartlarına uyum ve Ulusal Ayna Komite çalışmaları, Uluslararası ve Avrupa Standartlarının takibi, Ülke görüşünün oluşturulması ve standartlara yansıtılması, Teknolojik gelişmelere ve AB’ye uyumun sağlanması açılarından önemi daha iyi kavranacaktır. Bu durum, Türk sanayinin rekabet gücünün devamını ve artmasını temin edecektir.

 

Ayrıca RAPEX sistemine Türkiye’nin de alınmasıyla, Piyasa Gözetim ve Denetim işlevi daha ciddi bir şekilde uygulanacak ve standartların Türkiye sınırları içinde daha sistematik uygulanması tüketicinin can ve mal emniyeti açısından hayati faydalar sağlayacaktır.

 

MTC 106: Komite Başkanı: Selim ATAZ